Güneşimden Kaç · Atölye Rehberi
Bir çiçeğin kumaşta bıraktığı iz, ve o izin neden kaldığı.
Bu rehber iki soruyu birlikte ele alıyor: çiçek baskısında ne oluyor ve o izin arkasındaki kimya nasıl çalışıyor? Uygulamayla kimyayı birbirinden ayırmadım; çünkü bir bitkinin kumaşta bıraktığı izi ilginç kılan yalnızca görüntünün kendisi değil, o görüntüyü mümkün kılan hücre, pigment ve lif ilişkisi.
Rengin kaynağı: dört pigment ailesi
Çiçek baskısında kullandığımız bitkilerin rengi tek bir kimyadan gelmiyor. Hangi pigment ailesiyle karşı karşıya olduğumuzu bilmek, renklerin neden farklı davrandığını anlamamızı kolaylaştırıyor.
Kırmızıdan mora, mordan maviye giden renklerin çoğundan bunlar sorumlu. Yapı üç halkadan oluşuyor: bir aromatik A halkası, oksijen taşıyan ve pozitif yüklü C halkası, ve dışarı sarkan B halkası. Asidik ortamda molekül flavilyum katyonu halinde duruyor — o küçük artı yükün bu hikâyede önemli bir yeri var, çünkü rengi de kararlılığı da ona bağlı.
Asıl belirleyici olan B halkasındaki hidroksil sayısı ve düzeni. Üç yaygın antosiyanidini yan yana koyduğunda fark net görünüyor:
Pelargonidinde tek bir hidroksil var, yalnız duruyor. Siyanidinde iki tane ve yan yana. Delfinidinde üç. Yan yana duran hidroksil çifti (kimyada buna kateşol düzeni deniyor) bu rehberin geri kalanını belirliyor: metal bağlayabilen tek düzen bu.
Pratik karşılığı şu: turuncu-kırmızı tonların çoğu pelargonidin ağırlıklı ve şapa zayıf tepki veriyor. Mor, lacivert ve koyu kırmızı tonlar siyanidin ve delfinidin ağırlıklı, şapla belirgin biçimde daha iyi tutunuyor. Sardunyayla mor fesleğeni aynı kumaşta karşılaştırdığında bunu göreceksin.
Kuşadası'nın her duvarını kaplayan begonvilin o yoğun moru antosiyanin değil. Begonvil Nyctaginaceae familyasından ve bu familya Caryophyllales takımında; bu takım antosiyanin üretmiyor, onun yerine betalain üretiyor. Pancarın kırmızısı, kaktüs meyvesinin fuşyası, semizotu ve horozibiğinin renkleri de aynı aileden.
İşin ilginç yanı: bu iki pigment ailesi bugüne kadar hiçbir bitkide bir arada bulunmadı. Birini üreten öbürünü üretmiyor. Bitki âleminde renk üretmenin, ortak bir atadan sonra ayrılmış iki ayrı çözümü bunlar.
Pratik sonucu şu: Bu nedenle begonvil güçlü ve erişilebilir bir renk kaynağı olsa da, antosiyanin içeren bitkilerle aynı davranışı göstermesini beklememek gerekir.
Zerdeçalın sarısı. İki fenolik uç, ortada bir diketon köprü. pH değiştiğinde renk değiştirmesinin ve ışıkta bozunmasının sebebi bu konjuge yapı.
Yeşil yaprakları tokmakla bastığında güzel bir yeşil iz alıyorsun ama birkaç haftada kahverengiye dönüyor. Sebebi basit: klorofil ve karotenoidler suda değil yağda çözünüyor, üstelik kloroplast zarlarının içine gömülüler. Suyla taşınan bir aktarımda lifin içine düzgün giremiyorlar; çoğu yüzeyde kalıyor. Ayrıca klorofil ışık altında zaten hızla parçalanan bir molekül — bitkinin içinde bile sürekli yenileniyor.
Yeşil yaprak izlerini kalıcı bir renk olarak değerlendirmemek daha doğru olur. Yapraklar form için kullanılabilir; renk için değil.
Pigment kumaşa nasıl geçiyor
Bitki hücresinde renk çoğunlukla vakuolde duruyor — hücrenin ortasındaki büyük sıvı kese. Tokmağın baskısı hücre çeperini ve vakuol zarını mekanik olarak parçalıyor, içerideki renkli sıvı serbest kalıyor ve basıncın etkisiyle kumaşın lifleri arasına giriyor. Oradan kılcal etkiyle liflerin yüzeyine yayılıyor.
Buradan üç pratik sonuç çıkıyor:
Ama bu aşamada pigment kumaşa bağlanmış değil, sadece orada bulunuyor. Bağlanma bir sonraki bölümün konusu ve baskının kalıcı olup olmayacağını belirleyen şey tam olarak o.
Mordan: dört halkalı zincir
Pigmenti kumaşa aktarmak kolay kısım. Zor olan orada tutmak. Tutunma dört halkalı bir zincir olarak kuruluyor:
Zincirin her halkası ayrı bir kimyayla bağlanıyor. Sırayla bakalım.
Alüminyum iyonu üç artı yüklü ve küçük. Bu ikisi bir arada onu güçlü bir Lewis asidi yapıyor: elektron çifti verebilecek atomlara, özellikle oksijene, hevesle bağlanıyor. Buna koordinasyon bağı deniyor.
Ama tek bir oksijene bağlanmak yeterince sağlam değil; su ortamında kolayca kopuyor. Sağlam olan, aynı molekülün iki oksijenine birden bağlanmak. O zaman ortaya kapalı bir halka çıkıyor ve halka açılmak için iki bağın aynı anda kopmasını gerektirdiği için çok daha kararlı oluyor. Buna şelat deniyor — kelime Yunanca kıskaç anlamına gelen chele'den geliyor.
Şimdi Bölüm bir'e dön: siyanidin ve delfinidinin B halkasında vurguladığımız şey tam olarak bu düzendi. Pelargonidinde tek hidroksil var, kıskaç kurulamıyor. Aynı sebeple begonvilin betalaini de kısmen bağlanıyor ama antosiyaninler kadar temiz değil.
Ortancanın asidik toprakta maviye dönmesinin sebebi de bu. Asidik toprakta alüminyum çözünür hale geliyor, bitki onu alıyor, alüminyum çanak yapraklardaki delfinidin türevine aynı kıskaçla bağlanıyor ve molekülün ışığı soğurma biçimi değişiyor — kırmızı-mor maviye kayıyor.
Çiçek baskısında kumaşa aktarılan pigment ile ortancanın topraktaki rengi arasındaki bağ metal iyonlarının pigmentlerle etkileşimidir. Işığın Rengi bu hikâyenin pH boyutuna, bu rehber ise metal iyonları boyutuna odaklanır.
Alüminyumun life bağlanması da aynı kurala tabi: tutunacak oksijen ya da azot arıyor.
Solda protein omurgası: amid azotu, karbonil oksijeni ve yan zincirlerdeki karboksil grupları alüminyum için hazır bağlanma noktaları. Sağda selüloz: sadece alkol hidroksilleri — zayıf verici, üstelik çoğu lifin kendi iç hidrojen bağlarına kilitli.
Sonuç: ipeği tek adımda şaplıyorsun ve tutuyor. Pamuğu şapladığında alüminyumun büyük kısmı ilk durulamada gidiyor. Aradaki fark ihmal edilebilir değil; baskının bir hafta sonra durup durmamasını belirleyen şey bu.
Tanenler bitkilerin herbivora, mantara ve bakteriye karşı ürettiği polifenoller. Sert çayı içtiğinde ağzını kurutan, olmamış hurmayı yenmez yapan buruk his bunlardan geliyor — tanen ağzındaki tükürük proteinlerine bağlanıp onları çöktürüyor, kayganlık kayboluyor.
Tanen iki işi birden yapıyor:
Yani tanen bir adaptör: bir yüzü life, öbür yüzü metale. Pamuğa, ipeğin doğuştan sahip olduğu şeyi sonradan kazandırıyorsun.
Su, pH ve alüminyumun kaderi
Kuşadası'nda sert su yaygın ve bu özellik mordanlama kimyasını doğrudan etkileyebilir. Buradaki temel sorun kirecin kendisinden çok, sert suyun alkaliliğidir.
Şap suda çözününce alüminyum iyonu serbest kalmıyor — etrafını su molekülleriyle sarıyor ve bu su moleküllerinden proton kopararak ortamı asitleştiriyor. Taze bir şap çözeltisinin kendiliğinden asidik olmasının sebebi bu. Ortamda bikarbonat varsa (sert suyun tanımı bu) o asitliği nötrleyip süreci ileri itiyor ve alüminyum çözünmez alüminyum hidroksite dönüşüp çöküyor.
Çöken alüminyum hidroksit kumaşa bağlanmıyor, üzerine ince beyaz bir toz olarak oturuyor. Kumaş şaplanmış gibi görünüyor ama kanca dikilmemiş oluyor. İlk durulamada ya da ilk yıkamada gider; bu da başarısız görünen mordanlamanın nedenini açıklar.
Doğru şap banyosu berraktır. Bulanık, sütlü ya da dibinde beyaz çökelti varsa suyun onu bozmuş demektir. Bu tek gözlem, pH kâğıdı olmadan da önemli bir ipucu verir.
Hedef aralık pH 3,5-4,5. pH kâğıdı aktarda ya da akvaryum dükkânında bulunabilir; ölçüm, tahmini somut gözlemle değiştirir.
Aynı sertlik ön yıkamayı da etkiliyor: sabun kalsiyumla birleşip kumaşın üzerinde çözünmeyen bir kalıntı bırakıyor, o kalıntı da pigmentin life girmesini engelliyor. Ön yıkamaya bir kaşık çamaşır sodası eklemek bu etkiyi önemli ölçüde azaltabilir.
Uygulama yönergesi
Aşağıdaki ölçüler iki litrelik banyo içindir; bu miktar 25×25 cm'lik on-on iki kareye ya da yarım metrelik bir parçaya yeter.
Yeni kumaşta fabrika çıkışı bir apre var; bu kaplama pigmentin de mordanın da life girmesini engelliyor. Kaynatarak sökmek makinede yıkamaktan daha etkili.
Eski çarşafa gerek yok. Yıllarca yıkanmış pamuğun apresi çoktan gitmiş. Normal bir yıkama yeter. Yumuşatıcı hiçbir aşamada kullanılmıyor.
Kumaş bej olacak. Bu bir hata değil, tanenin kendi rengi.
İpekte tanen adımını atla, doğrudan şaba geç.
| Yöntem | Ne kazandırıyor | Sınırlılık |
|---|---|---|
| Önceden hazırlanmış kumaş | Önceden hazırlanmış ve kurutulmuş mordanlı kumaş daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir. | Kurutulup saklama alanı gerekir. |
| Alüminyum asetat | Selüloza çok daha iyi bağlanıyor, tanen adımına duyulan gereksinimi azaltabiliyor. Kumaş beyaz kalıyor. Kumaş ağırlığının %5-8'i. | Her yerde bulunmayabilir. |
| Soya sütü | Süt proteini life yerleşip ona protein lifi gibi bağlanma noktaları kazandırıyor. 1 ölçü süt : 4 ölçü su, 1 saat, kurut, 2-3 kez tekrarla. | Kullanmadan önce bir hafta olgunlaşma süresi. |
| Hiç mordan yok | Çerçevelenecek ve yıkanmayacak bir parça için belirgin bitki izleri elde edilebilir. | Yıkanamaz, daha hızlı solar. |
Mordan kullanılmadan da belirgin bitki izleri elde edilebilir; ancak bu durumda rengin yıkamaya ve zamana karşı dayanıklılığı daha sınırlıdır. Bu yaklaşım, yıkanmayacak veya değişimi gözlemlemek amacıyla saklanacak çalışmalar için düşünülebilir. Yıkanabilir bir tekstil hedefleniyorsa mordanlama süreci önem kazanır.
Baskı tekniği
Tokmakla yapılan baskı belirgin ses çıkarır. Çalışma yüzeyinin altına katlanmış bir havlu, keçe ya da benzeri yumuşak bir katman yerleştirmek sesi ve titreşimi azaltırken sert baskı yüzeyini korumaya yardımcı olur.
Sabitleme, ve demirin iki yüzü
Tanenle işlenmiş kumaş demirle karşılaştığında koyu gri-siyaha dönüyor. Bu tesadüf değil: demir iyonu da tıpkı alüminyum gibi kateşol düzenine bağlanıyor, ama oluşan kompleks ışığı çok daha geniş bir aralıkta soğuruyor ve neredeyse siyah görünüyor.
Bu reaksiyon ayrı bir deney olarak da ele alınabilir. Demir ve tanen arasındaki ilişki aynı zamanda tarihsel demir-gall mürekkeplerinin kimyasına açılan ilginç bir bağlantıdır.
Bitki tablosu
| Bitki | Pigment ailesi | Şapa tepki | Not |
|---|---|---|---|
| Mor fesleğen | Antosiyanin (siyanidin) | İyi | Baskıda tutarlı sonuç veren bitkilerden biri. |
| Dut, böğürtlen | Antosiyanin (siyanidin) | İyi | Çok sulu, güçlü aktarım. Lekeye dikkat. |
| Hatmi, ebegümeci | Antosiyanin (delfinidin) | Çok iyi | Koyu mor çeşitlerini seç. |
| Hercai menekşe | Antosiyanin | Çok iyi | İnce taç yaprak, form mükemmel çıkıyor. |
| Koyu kırmızı gül | Antosiyanin (siyanidin) | İyi | Yalnız taç yaprakları kullan. |
| Sardunya | Antosiyanin (pelargonidin) | Zayıf | Kateşol düzeni yok. Karşılaştırma için birebir. |
| Begonvil | Betalain | Farklı | Kuşadası'nda yaygın; güçlü renk verir ancak ışıkta hızlı değişebilir. |
| Lantana | Karışık | Orta | Renk çeşitliliği için iyi. |
| Kadife çiçeği | Karotenoid ağırlıklı | Zayıf | Sarılar en hızlı solan grup. |
| Mor süs eriği yaprağı | Antosiyanin | İyi | Yaprak formu ve rengi bir arada. |
| Eğrelti | Klorofil | Yok | Renk için değil, form için. |
Zakkum (Nerium oleander) Kuşadası'nda yaygın ve bütün kısımları çok zehirli. Sütü ele, göze, ağza değmemeli. Çalışmada kullanılmamalıdır. Süt salgılayan diğer süs bitkilerinden de uzak dur.
Solma: kusur değil, konu
Antosiyaninler ışık, ısı, oksijen ve pH karşısında kararsız. Flavilyum katyonu suyla tepkimeye girip renksiz forma geçebiliyor, ışık altında halka açılabiliyor, oksijen bozunmayı hızlandırıyor. Betalainler daha da kırılgan. Bunlar engellenemez; yavaşlatılabilir.
Mordan bu bozunmayı iki yoldan yavaşlatıyor: molekülü life bağlayarak hareketini kısıtlıyor, ve şelat oluşumu molekülün elektron dağılımını değiştirerek bazı bozunma yollarını zorlaştırıyor. Ama durdurmuyor.
Bitkisel pigmentlerin değişimi saklanacak bir kusur değil, gözlemin parçasıdır. Bir bitkinin rengi mevsime, toprağa, ışığa ve kendi kimyasına göre değişir; kumaştaki izin de zamanla dönüşmesi tutarlıdır. Bu nedenle baskı, kalıcı bir görüntüden çok değişimi izlenebilir bir kayıt olarak düşünülebilir.
Saklama için camlı bir çerçeve, doğrudan güneş almayan bir duvar ya da defter kabı uygundur. Yıkanacak bir tekstil olarak değerlendirilmemelidir.
Ev denemesi matrisi
Karşılaştırmalı küçük bir deney, farklı kumaş ve mordan koşullarının aynı bitki pigmenti üzerindeki etkisini görmenin en iyi yollarından biri. Aşağıdaki matris tek bir değişkeni izole ederek sonuçları karşılaştırılabilir hale getiriyor.
Eski pamuklu çarşafı 12 adet 15×15 cm kareye kes. Üç gruba ayır:
| Grup | İşlem | Beklenti |
|---|---|---|
| A | Mordan yok (kontrol) | En hızlı solan |
| B | Yalnız şap | Orta — pamukta şap tek başına zayıf |
| C | Tanen + şap | En dayanıklı, ama zemin bej |
Varsa üç ipek kare ekle, yalnız şapla. İpeğin pamuğa farkını görmek için.
Her karede aynı dört bitkiyi kullan: mor fesleğen, sardunya, dut, begonvil. Bu dörtlü tesadüfen seçilmedi — biri siyanidin, biri pelargonidin, biri yoğun siyanidin, biri betalain. Tek değişken mordan olduğu için sonuçlar okunabilir oluyor.
Her karenin arkasına kurşun kalemle yaz: grup, tarih, bitkiler.
Her karenin yarısını kartonla kapat, güney cepheli bir pencereye koy. On gün sonra kartonu kaldır.
Bu deney üç sonuç verir: uygulanabilir bir reçete, karşılaştırmalı gözlem verisi ve yarısı solmuş bir karenin fotoğrafı. Bu fotoğraf, solmayı gözle görünür hale getirir.
Tahminleri sonuçları görmeden önce kaydetmek, gözlemi daha anlamlı hale getirir. Beklenmeyen bir sonuç da en az tahmini doğrulayan sonuç kadar değerlidir; çünkü yeni bir değişkenin ya da yeni bir sorunun işareti olabilir.
Beş bağlantıyla büyük resmi görmek
Bu uzun kimya hikâyesi birkaç temel bağlantı üzerinden okunabilir. Çiçek baskısının bütününü anlamak için aşağıdaki beş fikir yeterli bir başlangıç sunuyor.
Moleküler yapılar bu süreçleri daha ayrıntılı anlamamıza yardımcı olur; ancak temel fikir oldukça somuttur: bitkinin içinde bulunan bir renk molekülü serbest kalır, kumaşa taşınır ve çevresindeki kimyasal koşullara göre farklı biçimlerde davranmaya devam eder.
Güneşimden Kaç · Kuşadası · elcineksi.com