#Her Yönüyle Zika Gerçeği !

Son günlerde sıklıkla bir virüsün adını duyuyoruz : “ZİKA” virüsü. Bir anda ortaya çıkan, Latin Amerika’da salgın yapan, Dünya Sağlık Örgütü’nü alarm durumuna geçiren bir virüs. Bir de sivrisineklerden bulaştığını ve küçükzika kafalı bebeklere sebep olduğunu duyuyoruz. Bunların dışında çok uzak görünüyor hepsi bize.

Aslında konuyla ilgili pek çok ilginç nokta bulunuyor. Bir anda alarm verdirecek kadar önemli bir salgın yaşanıyor olması, gelen yolcularla Avrupa kıtasında da vaka kayıtlarının alınması, Teksas’taki vakadan yola çıkarak seks ile partnerlerden birbirine geçebildiğinin ortaya konması (mukozal salgılarla yani meni, tükrük vb.), DSÖ’nün 2016’da yaklaşık 2–3 milyon insanın bu virüsten etkilenebileceğini deklare etmesi, Rio Olimpiyatlarının “Zika’ya rağmen” 2016 yılında Brezilya’da yapılacak olması ve 2012 yılında genetiği değiştirilmiş sivrisineklerin, 2015 Zika salgınının ilk rapor edildiği Bahia yerlşekesine yakın bir yerden salınmış olması gibi pek çok farklı odak var.

Alıntı yapmak isteyenler için ön not : Bu yazıdan “esin”lenipte kaynak belirtmeyenler Zika’ya yakalanıyormuş haberiniz olsun! Miras değil, alın teri.

1-) 101 Zika’ya giriş — Sivrisinek ve Zika Virüsü

Zika virüsü diğer pek çok arbovirüs gibi ( Yellow fever, West Nile, Dengue fever, Chikingunya ve diğerleri …) artropodlar yani eklembacaklılar daha da bilindik ismiyle böceklerle taşınıyor. Bu böcekler de Aedes aegypti olarak anılan sivrisinekler, siyah beyaz desenli Beşiktaşlılar.

Kan emmiş, abdomeni şişkin *A. aegypti*

kaynak

Bu sivrisinekler hali hazırda Tropikal kuşakta ve subtropikal kuşakta bulunan, bulunmakla kalmayıp yaşam alanını genişleten bir sivrisinek türü aslında.

_Aedes agypti_ dağılım haritası.

Kraemer et. al.

Aslına bakılırsa her yıl arbovirüs salgını oluyor ve bir kısmını duyuyoruz, bir kısmını ise duymuyoruz. Bunlar Chikungunya, Batı Nil, Dang humması ve diğerleri. Avrupa ve Amerika’da pek çok ulusal program, hem vektörün dağılımı ve kontrol parametrelerini hem de patojenlerin dağılımlarını sıkı sıkıya takip ediyor. Türkiye’de ise durum pek iç açıcı değil maalesef. Bu tür hastalıkları genel olarak işi kendi aramızda halledelim, şimdi gürültü çıkarmaya gerek yok mantığında hallediyorlar ve pek kimsenin haberi olmuyor. Salgın falan olursa da nasıl haberimiz olur, nasıl önlem alırız o da muamma.

Ve daha da fena kısmı ise virüsün diğer pek çok arbovirüs’ten farklı olarak semen ve saliva (tükrük, meni vb. vücut sıvıları) ile taşındığı ve hatta kan ile taşınabileceği ortaya çıkarıldı. Bu ise durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Yani seks, kan transfüzyonu (pratikte: Kızılaya kan bağışı ve kanın da başkasına verilmesi), ortak enjektör kullanımı gibi durumlar da Zika Virüsü’nün dağılımını hızlandırıyor. Seks ile taşınımından korunma önlemleri için 5 şubatta CDC bir guide hazırladı ve paylaştı. (Özellikle Teksas ve Latin Amerika’ya yolu düşecekler için önemli olabilir.)

**599.00 €’dan başlayan fiyatlarla !** ( İlla illüminatiye bağlamak istiyorsunuz anladım lakin ama bence yanlış şekilde bağlıyorsunuz, deseniz ki Zika aşısı ellerinde, onu satacaklar, ondan herkesi hasta ediyorlar bir nebze kabul edilebilir, yoksa adam Latin Amerika’da düşük ücretle üretim yaptırdığı emekçi halka niye virüs yaysın !)

2-) Zika virüsü illuminatinin oyunu !

Genel olarak neredeyse herkeste böyle bir yaklaşım var “insan nüfusunu azaltmak için dış mihrakların oynu bu Zika Virüsü”. Hatta ekşi sözlük’te baya goygoyu yapılmış durumda. Ancak benim anlatacağım hikaye bunun bambaşka bir boyutu. Hatta biraz kendinizi zorlarsanız inanmamak için sebebiniz yok.

Bahsettiğimiz gibi sivrisinekler aslında büyük bir halk sağlığı problemi ve pek çok yöntemle mücadele gerçekleştiriliyor. Küçükken ilaç arabasının peşinden koşan çocuklar olarak aslında hemen hemen hepimiz aşinayız bu “vektör kontrolü” yöntemlerinden birine.

Diğer yöntemlerden biri ise steril erkek yöntemi. Erkek sivrisinekleri laboratuvarda çoğaltıyorlar. Sonra radyasyon vb. yöntemlerle kısır hale getiriyorlar ve doğaya salıyorlar. Böylece kısır erkeklerle çiftleşen dişilerin ürememesi umuluyor. Popülasyon dinamiği gibi çeşitli yaklaşımlarla incelenince bence çok da etkili bir yöntem değil. Bu yöntemin daha ileri teknolojisi, çiftleştikten sonra ölü doğuma programlananları ise genetiği değiştirilmiş sivrisinekler oluyor.

Kısaca steril erkek VS. GDO sivrisinekler

kaynak

Evet GDO dediğim de hepinizin aklında domates, mısır, soya canlanabilir ancak GDO sivrisinekler de var ve bir süredir Malezya, Brezilya gibi Tropikal kuşaktaki ülkelerde bunlar doğaya salınıyor. Ben kişisel olarak böyle bir mücadele yöntemine açıkçası karşıyım ve durumun daha detaylı irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Lakin illüminatiye geçeceğim için uzatmıyorum konuyu.

“Lady”’lerde HumanSucker …

dnaindia

Oxitex Biyoteknoloji, genetiği değiştirilmiş böcek üreten ilk firma olarak kayıtlara geçmekte. Önermesi ise çevre dostu “pest management” çözümleri sunması. Yani insektisit gibi toksik ve çevre için zararlı kimyasallar kullanmadan sivrisinek ve diğer tarım zararlıları ile mücadele için kullanılabilecek, genetiği değiştirilmiş böcekler sunması ve bu böcekler sayesinde zararlıların populasyonlarının azaltılması ve hatta yok edilmesi için “ürünler” geliştiriyor.

Floresan işaretli sivrisinek larvaları.

Oxitec facebook sayfasından.

Bu ürünlerden biride “OX513A” yani Aedes aegypti OX513A straini. Önermeleri ise şu, bu strainde geliştirilen erkek sivrisinekler yabani dişi sivrisineklerle çiftleşiyor, yumurtaları döllüyorlar. Döllenen yumurtalardan larvalar (sivrisinek yavrusu, suda yaşıyor kımıl kımıl) çıkıyor ve pupa formuna erişene kadar yaşıyorlar ve pupadan çıkamadan ölüyorlar. Böylece aynı çevrede yaşayan yabani (mutant olmayan) sivrisinek larvaları ile kaynaklar için rekabete devam edebiliyor. Bu sayede iki etkili bir sistem sunduklarını söylüyorlar. Yani hem ölü doğum ile sayının azaltılması hem de rekabet sağlayarak fayda sağladığı öne sürülüyor. Ayrıca DsRed markerını taşıdıkları için (genetik marker) kalite kontrol vb işler içinde kolaylıkla takip edilebiliyorlar (Evet bu konuda ben de katılıyorum. DNA markerları ile environmental monitoring yükselen bir trend ve güzel çalışmalar var.). Tabi bu konuda ortaya koydukları araştırmaları da sayfalarında referans olarak sunuyorlar.

Bunun yanı sıra OX513A için Brezilya, Cayman Adaları, Fransa, Hindistan, Malezya, Singapur, Tayland, ABD ve Vietnam’da yasal izinler alınmış, deneme ve uygulama çalışmaları da başlamış.

Şimdi ben Oxitec’i niye anlattım. Mevzu şu ki 2015 Zika salgının patlak verdiği önemli noktalardan biri Bahia yerleşimi. Önemiyse bu yerleşime çok yakın noktadan bu şirketin geliştirdiği sivrisinekleri salmış olması. Tabi doğal olarak “İllüminati insan soyunu kurutuyor, bize virüslü sivrisinek verdiler, bizim soyumuzu kurutmak istiyorlar.” muhabbetleri almış başını gitmiş durumda. Ayrıca bu goygoyu alevlendiren diğer biyoteknoloji firmalarının CEO’ları da yok değil (Ben şimdilik goygoycu olmadığım için fikir beyan etmiyorum.).

Ancak bu durum çok da gerçekçi bir yaklaşım değil. Öyle “sivrisineklerle yayalım firüsü insan oğlunu tüketelim.” demek ciddi Güven, Özveri,Tecrübe ister. Nedeni ise pek çok illüminati masonunun doğayla oynanmayacağını artık kavramış olması (Asıl neden yeterince aklı çalışan yetkili abilerin böyle sakat oyunlar oynamanın tehlikesinin farkında olması diyelim. Ya da bence atom bonbası gibi opsiyonlar varken kim niye uğraşsın sivrisinek falan, neyse. Ebola’da zaten yeterli olmamıştı hatırlarsınız.) Hele ki 2016 Olimpiyatları Brezilya’da yapılacakken ve kendi halkları dahil dünyanın dört bir yanından insanın toplanacağı bir lokasyonda neden her yere virüs saçsın bu adamlar. Herhalde oturup bunun hesabını yapmışlardır. Ayrıca bir nokta daha var ki, hali hazırda bu genetiği değiştirilmiş sivrisinekler bahsettiğim gibi diğer ülkelerde de bir süredir kullanılıyor ve aslında arbovirüslerle mücadele sürecine az çok, bir şekilde katkı sağlayan bir yöntem.

Dediğim gibi biyoterör için bence daha iyi yöntemler ve ajanlar varken neden Zika ?

Oxitec: Innovative Insect Control
_Oxitec is a pioneer in controlling insects that spread disease and damage crops, in a way that is sustainable…_www.oxitec.com

3-) Zika’nın kökeni ve biyoteknoloji sektörü…

Zika virüsü, Uganda’da 1947 yılında Zika Ormanındaki resus maymunlarında diğer virüsler araştırılırken tanımlanır. O günden sonra da, konuyla ilgilenenler dışında, unutulur. Çünkü Zika kendini insanlara hatırlatmamıştır; ta ki 2015 yılına kadar. Şimdi o fakir ama gururlu virüs, her yerde kendinden bahsettirmekte.

Diğer arbovirüsler gibi flavivirus olan Zika virüsü (ZIKV) 2007’ye kadar nadir vakalar olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor. Yani 2015 yılında öyle hiç yoktan ortaya çıkmış değil. 2007 yılında ise Mikronezya adalarında bir salgına sebep olmuş peşi sıra Fransız Polinezyasında 2013 yılında 30000 vakanın görüldüğü bir salgın daha olmuştur, ki bu salgın 2015’ten önceki en büyük Zika salgınıydı.

Current Zika virus epidemiology and recent epidemics
_JavaScript is disabled on your browser. Please enable JavaScript to use all the features on this page. This page uses…_www.sciencedirect.com

2015 Brezilya Zika salgınının kaynağı olarka ise 2014 Dünya Kupası işaret edilmekte. Şu anda net bir kanıt henüz ortaya konmamış durumda. Ancak bence de bu açıklama yeterli duruyor. Çünkü 2007 ve 2013’teki salgıların ardından 2015’teki salgın çok beklenmedik bir durum değil sanki ( time intervali daralırken, incidence’ı artmış gibi.). Hele de 2014’te Brezilya’ya çeşitli coğrafyalardan farklı insanların gelmesi ve zaten hali hazırda yeterli yoğunlukta vektörün (Beşiktaşlı arkadaş) bulunması ile virüs rahatça yayılmak için ortam bulmuş gibi.

Benim beklentim Temmuz 2016 gibi 2015’in ikinci yarısında salgın yapan Zika Virüsünü çeşitli lokasyonlardan örnekleyen bir araştırmacı grubu, viral kalıtımsal materyaldeki SNP’lerden yola çıkarak virüsün genomunun değişm hızını ve coğrafi olarak hangi salgın nereden kaynaklanmış gibi soruları cevaplayacaklar. Hala hali hazırda 1947’de Uganda’da izole edilmiş virüsün stoklarda durduğunu da hesaba katarsak güzel bir evrimsel çalışma örneği ortaya koyacaklarını düşünüyorum (Bu çalışmayı yaparken de çok büyük ihtimalle, NextGen Sekanslama teknikleri ile pek çok örnekte whole genome çalışacaklar, yani tüm veriyi değerlendirecekler — tümü olmasada eskiye nazaran daha fazla veriyi-, gerçekleştirilecek çalışmalarda DNA izolasyonu, library hazırlama vb. pek çok deneysel çalışmayı otomatize hale getirilmiş araştırma laboratuvarlarında yapacaklar; hem iş yükü azalacak hem araştırma süresi kısalacak. Ayrıca tabi bu araştırmalar için muhtemelen çoktan bütçeleri geldi ve bir kısmını harcadılar bile — Türkiye’de ise anca daha yeni bütçe istiyoruz, inşallah kurullardan geçerde proje, bütçe gelir..

Tabiki sadece evrimsel bir çalışma olmakla kalmayacak, Evrimi çok güzel ortaya koyarken, bu tür salgınların yapısını da ortaya çıakracaklar, yapıyı ortaya koymak ise zaten problemi tanımlamak ve onun için çözüm geliştirmek için gereken önemli nokta olduğundan, bir sonraki salgında daha iyi önlem almak için gerekenler ortaya çıkarılacak. ( Örneğin, eğer 2014 Dünya Kupası ile bu salgın arasındaki ilişki kurulursa, bu tür uluslararası organizasyonlarda hızlı diagnostik testleri zorunlu hale getirerek slagınların önüne geçilmesi mümkün olabilir. Nanoteknoloji bu konuda pek çok kapıyı aralamakta, gebelik testi gibi testlerle HIV testi dahi yapabiliyorsunuz (Ben ve çalışma arkadaşlarımda tam bu nokta üzerine çalışıyoruz işte.). Maliyetleri daha da düşürdüğünüzü varsayarsanız belki havaalanında bir damla kan ile sınırlar arası geçiş için zorunlu tutulan sağlık raporunu anında alacaksınız . . . )

4-) Çok başka konular: Kadınlar ve Doğa Ana

El Salvador, Katolik ve kürtajın yasak olduğu bir ülke ve Zika’nın yayıldığı ülkelerden biri. Hükümet 2018’e kadar çocuk doğurma konusunda vatandaşlarına yasak getirdi. Ancak işin vahim tarafı ülke de korunma yöntemlerine erişim çok kısıtlı. Hali hazırda kötü sosyal ve ekonomik koşulların yaşandığı bu ülkede Zika salgını öncesindeki aile planlaması ve kadınların kendi bedenleri üzerindeki hakları iyi değilken, Zika ile bu baskılar iyice ortaya çıkmış ve fazlasıyla artmış durumda.

Kolombiya’da bir hapisanede tutuklu olan pek çok kadının Zika semptomları göstermesi, 5 tanesinin hastaneye kaldırılması ise problemli noktaların bir diğer örneği. Kimi hamile olan bu tutukluların her ne kadar birey için ölümcül olmasa da özellikle çocuk için tehlikeli olduğu bilinmesi ve kontrol edilemeyen şekilde tutuklular arasında yayılmış olması, sağlık haklarının elinden alınması aynı zamanda önemli bir virüs rezervuarı haline gelmesinden dolayı acil çözüm bekleyen durumlardan biri.

Dikkat çeken başka konulardan birisi ise, Zika salgının hızla yayıldığı coğrafyadaki temizlenmiş (cleared — komple kesilmiş) yağmur ormanları ve açılan tarım arazileri. Çünkü bu durum vektör sivrisinekler için daha fazla üreme alanı açılması anlamına geliyor ve bu sebeple viral salgınlar daha hızlı yayılıyor. Bölgede sadece Zika değil Dengue ve Yellow Fever’da risk yaratan ve Zika salgınından öncede mücadelesi devam edilen virüsler.

Bu konunun ekolojik olarak açıklamasını ele almak başka bir yazı yazmayı gerektirecek kadar önemli bir konu. Bu sebeple aşağıdaki cümle ile bunu burada bağlamak istiyorum :

Kıssadan hisse Doğa Ana’yı üzdünüz, o da sizi üzüyor !

5-) Zika virüsünün önümüzdeki günlerde önemi

Konun önemi daha da ortaya çıktıkça politikacılarda Zika ile ilgili çağrılarda bulunmaya başladı. Benim en çok dikkatimi çekeni se tabi ki ABD Başkanı Obama’nın çağrısı. Hızlı testler, aşılar ve ilaçların geliştirilmesi; tüm vatandaşların bu virüsten kournması için bilgilendirilmesi için çağrıda bulundu. Bizim coğrafyamızda politikacıların çağrı yapmasını bir kenara koyalım, böyle konuların gündeme gelmesi bile zor ihtimal hep. Anlamadığım nokta açıkçası bu. Yani, adamlar holding yönetiyorlar ama tüm ayrıntılarını dikkatle inceleyerek. biz burada mahalle esnafıyız onlara göre; sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, biz hala dükkanın önüne park etmiş arabayı (dükkanın önüne park ederken engelleyebileceğimiz ama belki bizden alışveriş yapar diye engellemediğimiz) tartışıyoruz ! ( Bilmiyorum ne kadar oldu analoji, umarım tutmuştur.). Neyse Obama çağrıda bulundu demiştik . . .

Muhtemelen bu çağrı üstüne, büyük küçük pek biyoteknoloji firması Zika virüsüyle ilgili bir şeyler çıakracak muhakkak. Zika virüsü için Viral Nükleik Asit İzolasyon kiti, Zika virüsü RT-PCR kiti, Zika virüsü bilmem ne proteini antigeni, Zika Virüsü bilmem ne monoclonal antibodisi, Zika virüsü aşısı, Zika virüsü terapötiği, Zika virüsünden koruyucu krem, Zika virüsüyle bir gece …

Türkiye’de ise kaç tane biyoteknoloji firmasının ilgisini çekti bu konu bilmiyorum. Ben şahsen ilgileniyorum ve üzerine iki proje hazırlıyorum konun. Birisi sivrisineklerle ilgili olanı ( ki sivrisinek konusunu 2009’dan beri çalışıyorum, konu hakkında yayın, bildiri, proje bir ton işim var.) ve diğeri Zika Virüsü diagnostiği için nanoteknolojik bir çalışma.

Peki bunlara şimdi neden başladım ? Evet konu popüler olduğu için. Ama aynı zamanda takım içi challange yaratmak için, akademik çalışmalarım için ve belki en önemlisi yurt dışı pazarı için.

Bunun yanı sıra 2016 Rio Olimpiyatları var. Zika salgını da devam ediyor. Muhtemelen bu olimpiyat sürecine kadar da olay tamamen eradike edilemeyecek ve olimpiyatlara gidenlerin bir kısmına bu virüs bulaşacak. Sonra tabi bu insanlar virüsü memleketlerine taşıyacaklar. Lokal olarak vektördür iklimsel bileşenlerdir her şey yeterince iyiyse, minik minik etrafa da yayma potansiyeline sahip olacaklar.

Bilmiyorum bizim ülkemizden gidecek kafile var mı, ama katılmıyorsak eğer Rio Olimpiyatlarına bu sefer belki bizim için daha iyi olacak sanki.

Evet şu anda Amerika’nında büyük bir kısmı dahil, Kuzey Yarım Küre’de “KIŞ” mevsimindeyiz ve sivrisineklerin dormant (uykuda) olduğu mevsimdeyiz. Yani seks dışında çok fazla risk yok. Ancak şubat, mart, nisan derken bahar gelecek, dormant sivrisinekler aktif hale geçecek. Ve her sivrisinek ısırığında bizi bir düşünme alacak!

Peki ya bize Zika bulaşırsa ne olacak ? Sizce tespit edebilecek miyiz ? Ben söyleyeyim, tespit edemeyeceğiz.

6-) Meraklısına Zika kaynakları

( Yazı içinde verdiğim onca bilimsel makale sizi kesmediyse aşağıdaki kaynaklar hiç kesmez.)

Giriş görseli kaynağı

By Elçin Ekşi on February 8, 2016.

Canonical link

Exported from Medium on July 3, 2020.