#Lütfen “Atmayın”

Soğuk bir Ankara kışı. Hepimiz zavallı öğrenciler olarak saatler süren bir moleküler biyoloji laboratuvar dersindeyiz. Bir de çok sevgili bir hocamız var. Öğrencilerin bir kısmı bu cevval hocamızdan hazzetmiyor. Ben ve bir grup öğrenci ise çok seviyoruz. Çünkü lafını esirgemeyen, doğru neyse onu söylemekten çekinmeyen bir adam. Ayrıca içten ve samimi. Neyse, diğer asistanlarla birlikte bize uygulamaları, hangi deneylerin yapılacağını, nasıl yapılacağını nelere dikkat etmemiz gerektiğini, hesaplamaları anlatıyorlar. Sonra deneylere başlıyoruz. Deneylerin ardından hocamız geliyor konuşmaya başlıyor. Tüm konuşmanın içeriğini hatırlamıyorum. Lakin konuşmanın bir yerinde sınıftan birisinin “atması” üzerine hocamız ufak bir dil bilgisi dersi verme gereği görüyor bize.

İşte o an gerçekten “doğru ya la” sesi beynimde yankılanmaya başlıyor. Evet dedikleri gerçekten doğru ve ben buna o güne kadar hiç dikkat etmemişim. Yaklaşık 20 yıllık ömrümde böyle bir detayı kaçırmış olmamdan dolayı kendime kızarken, hocamdan da böylesine bir yaklaşımı öğrenmenin keyfini yaşıyorum.

Hoca net, diyor ki “Arkadaşlar atmayın.”. Adam haklı. Niye atıyoruz? Bizim Türkçe’miz bu kadar kötü mü? Ya da konuştuğumuz konuyu bilmiyoruz da “sallıyor” muyuz? Neyi atıyoruz neyi?

Şimdi nerden çıktı bu konu?

Aralık ayı boyunca proje yönetimi sertifika programı kapsamında PMP (Project Management Professional) eğitimi alıyorum. Eğitim harika, eğitmen harika. Konusuna çok hakim ve anlatırken tecrübelerinden örnekler vererek, konuyu detaylı işleyerek, farklı sektörlerdeki proje yönetimi püf noktalarına değinerek veriyor. Kısacası eğitimi çok ciddiye almamıştım. “Aman işte bi ilk derslere gireyimde, vakit kaybıysa devam etmem.” diye başlamıştım. Ama şimdi kesin devam edip ödevlerimi yapmaya karar verdim. O derece güzel kazanımlarım olacağına inanıyorum.

Her neyse. Eğitmen iyi. Eğitim iyi. Diğer katılımcılar süper. Ama çok büyük bir problemimiz var. Eğitmenimiz çok fena “atıyor”. Evet “atıyor”. Eğitmen her attığında içimden “Lütfen atmayın!!!11!!1!” diye çığırıyorum. Onun her örnek “atışı”nda benim dikkatim dağılıyor. Bazen gülme geliyor gülemiyorum.

Lütfen Atmayın!

Bu atma olayı Türk dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğü’nde argo kelime sınıfında yer alıyor. Anlamı da “varsayımlı örnek veriyorum” demek. Ancak hangi ara sözlükte yer buldu bilmesem de, özellikle profesyonel ortamlarda kullanılmasına ciddi anlamda sinir oluyorum.

Geçenlerde büyükçe bir yazılım firmasına toplantıya gittik. Ben, projesini anlatacak girişimcim ve bir de mentör olarak toplantıdayız. Ciddili ciddili konuşmalar oluyor. Karşı tarafla ilk toplantı, tarafların birbirini tanıdığı tutumlarını oluşturduğu bir ortam. Neyse girişimcim örnek vermeye çalışırken tuttu “attı”. Canım niye atıyorsun. İşinde uzmansın, örneklerin gerçek ve sağlam. Ama sen atmayı tercih ediyorsun. Kızardım resmen.

Arkadaşlar ATMAYIN! Bu kelimeyi sık kullandığınızı fark ettiğiniz de lütfen çekinmeden “Özür dilerim.” deyin, sonra da “Örneğin” diye devam edin.

Eğer “örneğin” kelimesini sevmiyorsanız başka alternatifleriniz de bulunuyor. Bunları kullanmaktan çekinmeyin.

MESELA, “mesela” diyerek devam edin söze. Hadi diyelim ki “mesela” size çok saçma geliyor. O vakit “farz-ı misal” var. Çok benzer kelimeler olup, “farz-ı misal” diyerek “İstanbul Beyefendisi”, “İstanbul Hanımı” pointlerini de toplayabilir, özellikle daha olgun insanlardan fazladan saygınlık kazanma şansına erişebilirsiniz.

Hadi misalli mesalli kelimeler size olmadı o zaman daha sofistike daha bilimsel bir şey var “varsayalım”. Evet! Artık atmanıza gerek yok, varsayabilirsiniz. Böylece durumu örnekleyebilirsiniz.

DİYELİM Kİ varsayamıyoruz. Olmuyor. Bu durumda da “diyelim ki” diyerek devam etmeniz de çok mümkün.

O da olmadı. Diyemediniz. Demokraside çareler tükemez. Söz gelimi, diyerek virgülü koyar “atmadan” diyeceklerinize devam edebilirsiniz.

Evet gördüğünüz gibi, dilimizde atmanızı gerektirecek hiç bir durum yok.

Lütfen Atmayın ! YEMİYORUZ!

Sadece sinirlerimizi bozuyorsunuz !

By Elçin Ekşi on November 28, 2016.

Canonical link

Exported from Medium on July 3, 2020.